ÇAVDARHİSAR
AIZANOI ANTİK KENTİ
Yazan-Hazırlayan:
Mustafa ERTAŞ
1989-1999 Dönemi
Çavdarhisar Belediye Başkanı
Kütahya-2010
ii
Yazılım:
Zeki İLKÖRÜCÜ
Bizim Tez Merkezi
Haceloğlu İş Merkezi No:23 Kütahya
Tel: 0535 358 16 85
Baskı:
Ekspres Matbaası, 2010
Ekspres Gazetecilik ve Mad. Ltd. Şti.
Menderes Bul. Ata Apt. Zemin Kat
KÜTAHYA
iii
Torunum
Kaan ERTAŞ’a
sevgilerimle…
iv
i
ÖNSÖZ
AIZANOI ANTİK KENTİ
Kütahya’nın Çavdarhisar İlçesinde yer alan
Aizanoi antik kenti, Penkalas (Kocaçay) ırmağının yukarı
kesiminde Tanrıça Meter Steunene’nin kutsal mağarası
civarında yaşayanlarca kurulmuştur. Zeus Tapınağının
üzerinde bulunduğu höyük yerleşiminin tarihinin 5000 yıl
önceye gittiği, Roma döneminde kentte yaşayan
Aizanitist’lerin ana yerleşim yerlerinden olduğu
bilinmektedir.
İmparator Domitian’ın yaptırdığı, duvarlarında
Hadrian’ın mektuplarının bulunduğu Dünyanın en sağlam
kalmış Zeus Tapınağı, 15.000 seyirci kapasiteli Tiyatrosu,
13.500 kişilik oturma sırası olan Stadyum’un birbirine
bitişik inşa edildiği dünyadaki tek örnektir. Diokletianus
(301) zamanından kalma fiyatların mermer blokların
üzerine yazıldığı yuvarlak Borsa yapısı da nadir
örneklerdendir.
M.Ö. II.yy.dan itibaren sikkeleri bilinen ve sikke
basan şehir devleti Aizanoi, bölgenin de en önemli antik
kentidir. Helenistik dönemde bu bölge değişimli olarak
Bergama’ya ve Bithynia’ya bağlı iken M.Ö. 133’de
Roma egemenliğine girmiştir. Bergama ile her zaman
sıkı ilişkileri olan yöneticilerinin ve sporcularının Atina
Olimpiyatlarına katıldığı bu kent, aynı zamanda Erken
Bizans döneminde Piskoposluk merkezi de olmuş,
VII.yy.dan itibaren ise bu önemini yitirmiştir. Alman
Arkeoloji Enstitüsü’nün kazı ve araştırmaları kentte
halen devam etmektedir.
ii
Tapınak düzlüğü Orta Çağda bir kiliseye
dönüştürülmüş, Selçuklu Beyliği döneminde Çavdar
Tatarları tarafından XIII.yy.da üs olarak kullanılmıştır.
Bu yüzden kentin adı Çavdarhisar olmuştur.
1824 yılında Avrupalı gezginlerce keşfedilmiş,
1830/40’lı yıllarda incelenmiş ve tanımlanmış, 1926
yılında M. Schede ve D. Krencker tarafından Alman
Arkeoloji Enstitüsünün ilk kazıları yapılmış, ara verilen
kazı çalışmalarına 1970 yılından itibaren devam
edilmektedir.
Aizanoi antik kenti Efes, Bergama, Side gibi antik
kentlerle çağdaştır.
Bu kadar özelliği olan bir antik kentin turizmden
yeterince pay aldığını söylemek henüz mümkün değildir.
Ancak ulaşım yollarının yeniden yapılması, Türkiye
Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) tarafından bir otel
yapılmış olması gelecek için ümitlenmemize sebep
olmaktadır.
1989-1999 tarihleri arasında Çavdarhisar İlçemizde
Belediye Başkanlığı görevi yapan, değerli emekli
öğretmen Sayın Mustafa ERTAŞ’ın hazırlamış olduğu bu
kitapçık, bir rehber özelliğindedir. Kendisine yaşantısında
sağlıklar diliyor, yapmış olduğu bu özverili çalışmadan
dolayı kutluyor saygılarımı sunuyorum.
Metin TÜRKTÜZÜN
Kütahya Müzesi Müdürü
iii
İÇİNDEKİLER
Sayfa
ÖNSÖZ ...................................................................................... i
RESİMLER LİSTESİ ............................................................... v
GİRİŞ ....................................................................................... 1
1. AIZANOI’NİN TARİH VE COĞRAFYASI ....................... 3
1.1. Aizanoi’nin Yeri ..................................................................... 3
1.2. Aizanoi’nin Kuruluşu ............................................................. 4
1.3. Osmanlılar Döneminde Aizanoi ............................................. 6
2. AIZANOI’DEKİ TARİHİ KALINTILAR ........................... 7
2.1. Köprüler .................................................................................. 7
2.2. Bedir Deresindeki Antik Bent ............................................... 10
2.3. Zeus Tapınağı ....................................................................... 11
2.3.1. Kitabelerin Tercümesi ................................................... 15
2.3.2. Tapınak Bölümünde Yapılan Kazılar ............................ 19
2.3.3. Heroon-Agora-Dor Sütunlu Avlu .................................. 20
2.3.4. Tapınak yapımında kullanılan mermerler nereden
getirildi? ....................................................................... 21
2.4. Hamam ve Gymnazyum ....................................................... 21
2.5. Stadyum ve Tiyatro ............................................................... 25
2.6. Tiyatro .................................................................................. 28
2.7. Borsa (Macellum) ................................................................. 30
2.8. Sütunlu Cadde ve Dükkânlar ................................................ 31
2.9. Hamam (Kıran Meydanı) ...................................................... 36
2.10. Meter Steunene Kutsal Alanı .............................................. 37
2.11. Kurban Yeri-Adaklar .......................................................... 38
2.12. Kızık Dağı’nda (Kocadağ) Bulunan Mağara (Ayı İni) ....... 38
2.13. Nuh Kuyusu ........................................................................ 39
2.14. Göl Çayır ............................................................................ 39
iv
2.15. Maltepe ............................................................................... 39
2.17. Mezar Taşları ...................................................................... 40
2.18. Demirtepe ........................................................................... 44
2.19. Paralar ve Yüzük Taşları ..................................................... 44
3. AÇIK HAVA SERGİ ALANI ............................................ 46
EKLER ................................................................................... 49
Ek 1: Prof. R. Naumann’ın Çizimlerinden Sekizi ........................ 49
Ek 2. Corinna Rohn Tarafından Çizimi Yapılan
Anfitiyatro’nun II. Yüzyıl Görünümü ................................ 57
Ek 3: Aizanoi’ye ait Fotoğraflar .................................................. 58
KAYNAKÇA ......................................................................... 73
v
RESİMLER LİSTESİ
Sayfa
Resim 1. Çavdarhisar’ın yeri ........................................... 3
Resim 2. Zeus Tapınağı Akroteri ..................................... 5
Resim 3. Aizanoi’deki Tapınağın eski görünümü ........... 6
Resim 4. Roma Köprüsü (4. Köprü) eski görünümü ....... 8
Resim 5. 4. Köprü’nün 1990’dan önceki görünümü ....... 8
Resim 6. Roma Köprüsü (4. Köprü) son görünüm .......... 9
Resim 7. M. Apuleius Eurykles’in 157’de yaptığı
Atina seyahati sırasında deniz yolculuğu
maceralarını anlatan figürler .............................. 9
Resim 8. Bedir Deresi’ndeki antik bendin üst görünüşü
.......................................................................... 10
Resim 9. Antik bendin karşıdan görünüşü ..................... 11
Resim 10. Tapınak’ın arkeolojik kazılar başlamadan
önceki gravürü .................................................. 14
Resim 11. Odeon (Şehir Meclisi) .................................. 14
Resim 12. Hamam ve Gymnazyum ............................... 22
Resim 13. Sağlık Tanrıçası Hygeia’nın heykeli ............ 24
Resim 14. Yan yana inşa edilmiş Tiyatro ve Stadyum’un
havadan görünümü ........................................... 25
Resim 15. Ön planda Stadyum ve arka planda Tiyatro . 26
vi
Resim 16. Atina Olimpiyatlarında derece alan ‘Aizanoi’li
sporcuların isimlerinin yer aldığı çelenkler...... 26
Resim 17. Tiyatro’nun içten görünümü ......................... 29
Resim 18. Stadyum’da sporcu giriş bölümü .................. 29
Resim 19. Borsa (Macellum) ......................................... 31
Resim 20. Sütunlu cadde ............................................... 32
Resim 21. Sütunlu Cadde’nin tabanında bulunan
Artemis’in sembolü geyik kabartması. ............ 32
Resim 22. Sütunlu caddeden gravür görünüm ............... 33
Resim 23. Satyr heykeli ve Markia Tateis onur yazıtlı
kaidesi .............................................................. 34
Resim 24. Sütunlu caddenin yapımından önce yıkılan
Artemis Tapınağı’nın rekonstrüksiyon çizimi . 35
Resim 25. Soyunma ve giyinme odasının tabanındaki
mozaik Menad ve Satyr .................................... 37
Resim 26. Açık alanda sergilenen mezar taşları ............ 40
Resim 27. Greklerle Amazonların savaşını betimleyen
lahit................................................................... 41
Resim 28. Greklerle Amazonların savaşını betimleyen
lahdin yandan görünümü .................................. 42
Resim 29. Aizanoi’ye ait özel paralar ............................ 45
Resim 30. Açık Hava Sergi Alanı (1) ............................ 46
Resim 31. Açık Hava Sergi Alanı (2) ............................ 47
Resim 32. Açık Hava Sergi Alanı (3) ............................ 47
1
GİRİŞ
Anadolu eski çağlardan kalma eserlerin bir
hazinesidir. Bu arada eski Yunan ve Roma kentlerinin
kalıntıları, sayıca çok, önemce büyüktür. Bunlardan
Kütahya’nın Çavdarhisar ilçesinde bulunan Aizanoi antik
kenti görülmeye değer özelliktedir. Strabon’un
Geographika’sında (XIX.yy) ve C. Teksier’in Küçük
Asya’sında (XIX.yy) buradan bahsedilmektedir.
Aizanoi hakkında bu kitapçığı hazırlarken bazı
eserlere başvurdum. Bunlardan Fransız C. Texier ile
Alman arkeolog Schede’nin kısa tetkikleri ve 1970’ten
itibaren Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr.
Rudolf Naumann, Prof. Dr. Adolf Hoffmann, Dr. Klaus
Rheidt, Kütahya Müzesi Müdürü Metin Türktüzün’ün
kazı ve araştırmaları bu konuda geniş bilgi vermektedir.
Kütahyalı dünyaca ünlü gezgin Evliya Çelebi’nin
Seyahatname’sinde bu hususta bilgi verilmemektedir.
Prof. Dr. Arif Müfit Mansel’in bu şehre ait
bibliyografyasında dokuz makale ve risale adı veriliyor ki
bunların yalnız biri Türkçedir.
Mustafa ERTAŞ
1989-1999 Dönemi
Çavdarhisar Belediye Başkanı
2
3
1. AIZANOI’NİN TARİH VE COĞRAFYASI
1.1. Aizanoi’nin Yeri
Kütahya’dan çıkıp Gediz’e doğru giderken,
büyüklü küçüklü üç dağ aştıktan sonra Çavdarhisar Ovası
denilen büyük bir ovaya rastlanır. Bu ovanın ortasında
Çavdarhisar ilçesinde yer alan Aizanoi’nin çevresinde
büyüklü küçüklü 16 köy bulunmaktadır.
Resim 1. Çavdarhisar’ın yeri
4
1.2. Aizanoi’nin Kuruluşu
Anadolu’nun muhtelif kavimler tarafından istila
edildiği ve kavimlerin çeşitli yerlerde kendilerine has
mimari ve sanatsal eserler bıraktıkları, kurdukları
kentlerle Anadolu’yu bir medeniyet merkezi haline
getirdikleri görülmektedir. Aizanoi şehrinin kuruluşu ise;
Frigya bölgesinde yer alan Frigler zamanında (MÖ 900-
600) olmalıdır. Bu zamanlarda gelişmeye başlayan kent,
bir müddet sonra Lidyalıların eline geçmiştir. Friglerden
kalma kültür varlıkları belge niteliğindedir.
Lidyalılardan sonra Perslerin eline geçen Aizanoi
kenti, Büyük İskender’in Darius’u yenmesi üzerine İon
kentleri dahil olmak üzere Küçük Asya sahilleri ile
birlikte İskender’in imparatorluğuna katılmıştır.
Helenistik dönemde İskender’in eline geçen
Aizanoi daha sonra Bergama Krallığına katılmıştır
(MÖ 344-MÖ 331). Büyük İskender’in ölümünden
(MÖ 323) sonra komutanlarından Lysimachos’a kalan
Bergama ve Aizanoi bu dönemde en parlak dönemlerini
yaşamışlardır. Aizanoi kendi adına sikke basan
kentlerdendi. Bu kentte yer alan dünyada en iyi koruna
gelmiş Zeus tapınağının, yakın zamana kadar imparator
Hadrian döneminde yapıldığı üzerindeki yazıtlardan
sanılıyordu. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalarda
bulunan silinmiş yazıtta Domitian (81-96) isminin
geçmesi, tapınağın tarihinin biraz daha erken döneme
gitmesine neden olmuştur. İleride de bahsedeceğimiz gibi
kentin diğer yapıları I. Yüzyıllardan sonralara aittir.
Bergama Kralı Attallos III.’ün ölümü ile Bergama
Krallığı sona ermiş ve yine kralların (Roma ahalisinin
müşterek vasisi sayan) beyannamesi üzerine Bergama ile
5
birlikte Aizanoi şehri de Romalıların idaresine geçmiştir.
Romalılar zamanında kentte önemli gelişmeler olmuştur.
Aizanoi kenti de parlak dönemlerine bu zamanda
kavuşmuş, birçok sanatsal yapılar yine bu devirde
yapılmıştır.
Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasıyla (395),
Bergama ile birlikte Aizanoi kenti de Doğu Roma’ya
bağlanmış ve IV.yy.da Aizanoi’de Bizans dönemi
başlamıştır. Aizanoi kenti Bizans döneminde Piskoposluk
merkezi olmuş ve Tapınak çevresi kiliseye çevrilmiştir.
Resim 2. Zeus Tapınağı Akroteri
6
1.3. Osmanlılar Döneminde Aizanoi
Osmanlılar döneminde yöreye Ertuğrul Bey
zamanında gelen Türk boylarından Çavdar Tatarları
gelmiştir. Çavdarhisar (Çavdarkale) isminin buradan
geldiği bilinmektedir. Osmanlılar döneminde Aizanoi
kentinde yeni bir gelişme görülmemektedir. Çünkü
Osmanlılara ait herhangi bir sanat eserine merkezde ve
civarında rastlanmamaktadır.
Tapınağın yakılması ile ilgili C.Texier, Küçük
Asya adlı kitabında, 1800’lü yıllarda halk muhteşem
tapınağın taşları arasında bulunan kurşunları almak için
çevreden odun getirip Zeus Tapınağı’nın etrafına yığıp
ateşe verirler. Ateş tapınakta büyük tahribata yol
açmıştır. Ateşin duman izlerini iki sütunun üst başlığında
görmek mümkündür.
Resim 3. Aizanoi’deki Tapınağın eski görünümü
Kaynak: R. Naumann’ın çizimi
7
2. AIZANOI’DEKİ TARİHİ KALINTILAR
2.1. Köprüler
Antik dönemde Penkalas denilen Kocaçay’ın her
iki yakasında, Aizanoi’den günümüze kalan yapı
kalıntılarının büyük bir kısmı Roma İmparatorluk
Dönemi eserleridir. İlkbaharda bugün dahi kabaran
sulardan korunmak için her iki kıyıda iri kesme taşlardan
yapılmış koruma duvarları bulunmaktaydı. Antik
dönemde iki yakayı birbirine bağlayan dört köprüden
ikisi bugün bile geçişe hizmet etmektedir. Üst taraftaki
alçak ahşap köprü yaya geçidi amaçlı kullanılmaktaydı.
Onu takip eden beş kemerli taş köprü günümüze dek
koruna gelmiştir. Yıkılmış olan üç kemerli köprüyü ise
günümüzde de bütün trafik yükünü beş kemerli yapısıyla
taşıyan şehrin ana köprüsü izler. Köprü korkuluğunun bir
kaidesi üzerindeki yazıttan, açılış merasiminin 157
yılının eylül ayında yapıldığı anlaşılmaktadır. Yazıt ve
kabartmalı iki korkuluk taşı bugün dördüncü köprünün
önünde sergilenmektedir. Kabartmada, köprüyü
bağışlayan M. Apuleius Eurykles’in deniz yolculuğu
gösterilmektedir. Eurykles, İmparator Hadrian tarafından
kurulan, Panhellenion denilen Hellen Birliği’nde, 153 ve
157 yılları arasında Aizanoi’u Atina’da temsil etmiştir ve
157 yılının sonbaharında Aizanoi’e geri dönmüştür.
Köprüye 1990 yılında karayolları tarafından yeni
korkuluklar konmuş ve yeniden kaplanmıştır.
Rıhtım duvarlarının düşen taşlarının birçoğu
derenin içinde bulunmaktadır. Bu taşlarla yapılacak
restorasyonla rıhtım’ın eski haline getirilmesi ve rıhtım
boyunun ihya edilmesi mümkündür.
8
Resim 4. Roma Köprüsü (4. Köprü) eski görünümü
Kaynak: Charles Texier, 1839 gravürü
Resim 5. 4. Köprü’nün 1990’dan önceki görünümü
9
Resim 6. Roma Köprüsü (4. Köprü) son görünüm
Resim 7. M. Apuleius Eurykles’in 157’de yaptığı Atina
seyahati sırasında deniz yolculuğu maceralarını anlatan
figürler
Roma Köprüsü (4. Köprü) başında sergilenmektedir.
10
2.2. Bedir Deresindeki Antik Bent
Kente yaklaşık 1,5 km mesafede, blok taşlardan
yapılmış, tek kemerli üzerinde yaya yolu bulunan bir
Roma bendi daha vardır. Bu köprü, bir baraj görevi
görüp, dar gözü ile şehre fazla suyu bırakmıyor ve aynı
zamanda ovanın sulanmasını sağlıyormuş. Köprünün
doğu ve batı yönünde o zamanın sulama kanalını görmek
mümkündür. Köprü ilk yapıldığında yağışların çok
olması, karların eriyip suların yükselmesiyle, suyun
köprüden taşması ile kenti tehlikeye soktuğu görülmüş ve
köprü 4 metre yükseltilerek 92 metre uzunluğunda baraj
haline getiriliyor. Sonradan yapılan kısımların toplama
taşlarla inşa edildiği anlaşılıyor. Bu köprü yapılmamış
olsaydı, Aizanoi kentinden bir eser kalmazdı.
Resim 8. Bedir Deresi’ndeki antik bendin üst görünüşü
11
Resim 9. Antik bendin karşıdan görünüşü
2.3. Zeus Tapınağı
Zeus hakkında kısa bir bilginin yararlı olacağını
düşünüyoruz:
GREKÇE LATİNCE TEMSİL
ETTİĞİ
DOĞAL
GÜCÜ
SİMGELERİ
ZEUS JUPİTER Baştanrı-Güç
ve kudret
KARTALYILDIRIM
Zeus, Olympos Dağı’nın baş tanrısı, dünyanın
hakimi, tanrıların ve insanların babası idi.
Zeus heykellerinde sembolü, sağ elinde altın şeritle
bağlanmış tacını, sol elinde zafer sembolü ve ucunda
kartal bulunan hükümranlık asasını tutar. Sırtında
12
çiçeklerle süslenmiş yıldızlı bir manto bulunuyor, alnında
zeytin yapraklarından bir çelenk, uzun sakallı, gösterişli
çehresinden büyüklük ve asalet akan bir görünümdedir.
Heykellerinden bazısında, Zeus’u sakalsız ve sağ elinde
kanatlanmış yıldırım bulunur, sol elinde zafer sembolü
yahut ucunda bir kartal bulunan hükümranlık asasını
tutar. Bazen bu kartal ayaklarının ucunda yahut
ellerinden birinin üstünde görülür. Kartal, meşe, dağların
tepesi, Zeus’a hasredilmiştir.
Zeus Tapınağı, etrafı sütunlu galerilerle çevrili
130x112 m büyüklükte bir avluda yer alır. Yapı 8 m
yükseklikte bir teras üzerinde, nehrin kenarındaki
Agoranın (pazar yeri) arkasındadır. Teras da galerilerle
çevriliydi. Agora ile Tapınağın terası arasındaki
yükseklik farkını gidermek için anıtsal bir merdiven
yapılmıştı.
Tapınağın yapıldığı alan İlk Tunç Çağdan kalma
höyük yani yerleşim yeridir. Tapınağa ön cepheden geniş
bir merdivenle çıkılırdı. Bu merdivenin önünde bugün
izleri kalan, kurbanların kesildiği bir sunak yer alıyordu.
Tapınağın ön ve arka tarafında sekizer, yanlarda ise on
beşer İon nizamında sütun bulunmaktaydı. Tapınağın
giriş kısmında ana sütunların gerisinde dört sütun daha
yükseliyormuş. Tapınağın arkasında, uzatılmış yan
duvarların arasında iki sütun daha yer alır. Bu sütunlar,
üslupça diğerlerinden farklıdır. Burada Tapınağın
çatısına çıkan ve kemerli mahzene inen ahşap bir
merdiven bulunuyordu. Tapınak altındaki mahzenin
Meter Steunene (Kybele)’nin kutsal yeri olarak da kabul
edilir. Kutsal yerin alanı, Zeus Tapınağı’nın içi
büyüklüğündedir. Mahzenin her iki yanında, güney ve
kuzeyinde dörder, doğu ve batı yönünde birer pencere
13
vardır. Pencerelerden çok iyi ışık girmektedir. Yerler
büyük mermer blok taşlarla döşenmiştir.
Bu kült yerinde (mahzende) tapınağa gelen
kıymetli eşyalarının muhafaza edildiği Tanrı adına
sunulan hediyelerin toplandığı bir mekân olduğu tahmin
edilmektedir. Burada bir de kuyu vardır.
Tapınak 53x35 m ölçülerinde podyum üzerine
yapılmıştır. Tapınağın giriş kapısı doğu yönündedir.
Tapınak Aizanoi kentinin merkezinde bulunuyordu.
İnşasına I. yüzyılda İmparator Domitian (81-96)
zamanında başlanmış, ancak gerekli mali kaynakların
yetersizliği, inşaatın aksamasına neden olmuştur.
İmparator Hadrian, Tapınak arazisinin halka taksim
edilerek, toplanacak vergilerle Tapınağın inşasının
bitirilmesini emretmiş, toplanan vergilerle ve zenginlerin
yardımları ile bitirilmiştir. İmparator Hadrian’ın tapınak
arazisinin taksimi ve vergilendirilmesi ile ilgili Aizanoi
Valisine yazdığı mektup, Valinin Hadrian’a cevabi
mektupları, Tapınağın ön galerisinin kuzey ve güney
duvarlarında Grekçe ve Latince olarak görülmektedir.
14
Resim 10. Tapınak’ın arkeolojik kazılar başlamadan
önceki gravürü
Kaynak: Charles Texier, 1839
Resim 11. Odeon (Şehir Meclisi)
15
2.3.1. Kitabelerin Tercümesi
I. Kitabe; İmparator Hadrianus’tan (66-138) Şehrin
Pratoru (Valisi) Kiyetus’a, Tapınağa ait arazi vergisi
üzerine yazılmış bir mektuptur. Tapınak dışındaki 2.
Kitabe; Prator’un İmparator’un buyruğuna göre toprağı
paylaşma ve vergi toplama işlemlerinde nasıl
davranılacağını halka bildiriyor. 3. Kitabede de Kiyetus,
arazinin bu bakımdan ölçülmesini, Hesperus adında
birine havale ediyor. 4. Kitabe; onun mühendisler
gönderip araştırma yaptıktan sonraki cevabıdır. Fakat bu
kitabe eksiktir.
İmparator Hadrian’dan Aizanoi’nin Pratoru (Valisi)
Kiyetus’a yazılmış mektubun tercümesi:
“Kralların Jupiter Aizanoi’ye hediye ettikleri tarla,
Klarus’a ayrılan kısımlara kadar taksim edilmiş ise senin
düşündüğün gibi civar beldelerde nasıl yapılıyorsa öyle
mütalaa etmek en münasiptir. Ve eğer Meryus Mede…
tarlaları tayin etti ise; o tarihten itibaren vergiyi vermek
doğrudur. O halde; o zamandan ayrılan ve tanzim edilene
vermek lazımdır. Fakat bundan gecikenler aranıyorsa…
(noksandır) ”
İkinci Kitabenin Tercümesi:
“Avitus Kiyetus’tan gazilere ve Senato’ya selam!
Evvelce Jupiter’e hediye edilmiş olan arazi mukaddese
hakkında kaç senelerden beri devam eden ihtilaf, bu kere
büyük İmparatorumuzun akıl ve itidali sayesinde nihayet
bulmuştur. Benim ona meseleyi açıkça izah ile verilmesi
lazım kararını size bu ihtilafı meydana getiren ve
meselenin müşkül ve tutulmaz kısmını teşkil eden başlıca
iki nokta üzerinde bina ederek gönderdiği mektubu size
16
tebliğ ettiğim suretinden anlayacağınız üzere,
hakimlerine riyaset eden insaniyet muhabbetinin adalet
hislerini ilave suretiyle sizi ne vakitten beri sekteye
uğratan meseleyi sonuçlandırmaya çalışmıştır.
Bundan başka İlahi İmparatorumuz İsperus bir
ölçüm heyeti tayin ile araziyi ölçtürerek miktarını size
bildirmesini yazdığım gibi size de İmparatorun kutsal
emri üzere kutsal arazinin her KLARUS için verilecek
verginin derecesini bildirdim. Şehrin yeniden ihtilaflarla
İmparatorun güzel eseri latif itidallerinden istifadesini
tehire uğratmamak için mektubu aldığınız günden
itibaren Jupiter’e ait her nahiyenin bir tarife mucibince
vergisini vereceksiniz. İmparatora bu mektubun bir
suretini gönderdim. Afiyette olunuz.”
Aizanoi arazisinin durumu hakkında hükümete
malumat vermeye memur edilmiş olan Kiyetus’dan
İmparator Hesperus’a mektup:
“Klarus arazisi sahasının doğru olmadığı ve Büyük
İmparatorumuzun Jupiter Aizanoi’ye takdim edilmiş olan
bu geniş araziden ne daha büyük ve ne daha küçük
mesahaca fark olmasını emrettiği cihetle azizem İsparos
Kiyetus bu arazinin hangisi daha büyük ve küçük
olduğunu tetkik et ve bana bildir.”
İmparator Hesperus’un Kiyetus’a cevabı:
“Efendim bazı isimlerin belirtilebilmesi için ancak
kıymetlerinin uygulama suretiyle tespiti mümkün
olabilir.
Klarus arazisinin sahasını size bildirmemi
tebliğiniz üzerine bu hususta mühendisler gönderdim….
(noksan)”
17
Aizanoi kitabeleri genellikle Jupiter’i zikreder.
Burada şu kısa hikayeyi kaydetmek ihtiyacını duydum.
Hikaye, Erodiyen’e ait olup, Ermojen tarafından
kaydedilmiştir.
“Meralarını su basmış ve otsuz kalmış bulunan
topraklarından muzdarip olan Aizanoi halkı, Tanrılarına
adak takdim için toplandılar. Öforb tanrısına bir tilki,
Uvanüs tanrısına da bir kirpi (Exis) takdim etti. Bu adak
pek makbule geçerek, yerden pek bereketli hububat ve
meyveler elde edildi. Buna minnettar olan ahali Öforb’e
reyis-i ruhani ve hâkimleri seçtiler. Bundan dolayı kent
‘Axüanum’ ismini aldı. (Bu kelimenin kirpi-tilki olarak
manalandırıldığı ve Aizanoi isminin de bu kelimeden
geldiği rivayet edilmektedir.).”
Burada aynı duvarın dış yüzünde dördüncü
köprünün yapımında emeği geçen M. Apuleius
Eurykles’ten söz edilmekte ve Aizanoi için yaptığı
işlerden övgü ile söz edilmektedir. Bu önemli kişinin
adını Stadyum ve Anfitiyatronun girişinde de
görmekteyiz.
Tapınak duvarının kuzey yüzünde sonradan gelen
(XIII. yy) Çavdarların kazıdığı sanılan sitilize atlı savaş
sahneleri mevcuttur. Tapınakta 16 adet sütun halen
ayaktadır. Bu sütunların iki tanesi (Opishodomos
bölümünde) diğer sütunlardan üslupça ayrıdır. Sütun
gövdeleri 8,82 m olup, yekpare mermerden yapılmıştır.
Sütunların yukarı başlıkları da ilave edildiğinde 9,50 m
yüksekliktedir. Sütun çapları 1 metredir. Sütun aralıkları
2,53 metredir. Bu sütunların her birinde 44 oluk vardır.
Tapınakta 46 adet sütun olmalıdır. Bugünkü mevcut 16
adet ayakta, 2 adet yerde sütun görünmekte. 23 adet
18
sütunun olmadığı, noksan sütunlar ya toprak altında ya da
parçalanarak inşaatlarda kullanılmıştır. Dünyada mevcut
tapınaklarda 8,82 m uzunluğunda yekpare mermer
sütunun ve mabedin altında ikinci bir tanrıya ait sunağın
bulunmadığı söylenmektedir.
Zeus Tapınağı’nın Pronaos, Cella ve Oditon’u
tamamen kaplayan alanın altında tonozlarla örtülü bir alt
yapı mevcuttur. (Bu altyapı, kemerleri hiçbir harç
kullanılmadan ortaya doğru incelen mermerlerin birbirine
sıkıştırılması ile yapılmıştır. Ortadaki kilit taşı mermeri
çıkardığımızda tonozlar olduğu gibi çöker.)
Cella’dan bir kapıyla Opisthodomos’a geçilip
kompozit başlıklı iki sütunun solundan bir merdivenle
Meter Steunene’nin kült odasına inilmekteydi. Bu
merdivenin sahanlığında tapınağın çatısına çıkan bir
merdiven de varmış. Merdiven yerleri halen mevcuttur.
Mahzenin güney tarafında dört, kuzey tarafında
dört, doğu ve batı taraflarında birer penceresi vardır.
Zeus Tapınağı’nın çatısı üzerinde, doğu ve batı
yönlerindeki üç köşe çatı altlarının tepe köşelerinde
süslemeler bulunmaktaymış. Bu süslerden batı tarafında
bulunan kadın büstü biçimli Akroter 1926-1928
yıllarında yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır.
Doğu yönündeki Akroter’in sadece gövde kısmı
mevcut olup, baş kısmı bulunamamıştır. Mevcut olan
Akroter, tapınağın batı kısmında sergilenmektedir. Kesin
olmamakla birlikte bunun Meter Steunene’nin kabartması
olduğu da söylenmektedir.
Tapınağın doğu yüzünün dip odasında Aditon
denilen Tanrının odası bulunuyordu. Bu odada ayakta
19
duran, göğsü açık, dizlerine kadar inen bir biçimde
giyinmiş baş tanrı ZEUS bulunuyormuş. Bu heykelden
de bir kalıntı yoktur.
2.3.2. Tapınak Bölümünde Yapılan Kazılar
İlk kazı 1926-1928 yıllarında İstanbul’daki Alman
Arkeoloji Enstitüsünden M. Schede ve D.Krecker
başkanlığında Alman Arkeoloji Enstitüsünün kazıları
başlamıştır. Bu kazılar sırasında tapınağın doğu ve batı
kısımlarında arama yapıldı.
İkinci bir kazı o zamanki Kütahya Valisi’nin
gayreti ile 1941-1942 yıllarında yapılarak, tapınağın
altında bulunan mahzen kısmı temizletildi. Burası tavana
kadar toprakla dolu bulunuyordu. Bu kazı ve temizlik
sırasında güney yönündeki sütunlarla, mermer duvarın
arasındaki kısımlar doldurularak bugünkü durumuna
getirildi. Orijinal durumundaki ise 1.50 m-2.00 m altta
idi.
1940 yıllarında Çavdarhisar-Emet Karayolu’nun
yapımı sırasındaki kazıda, Tapınağın kuzey yönünde
Hacıkadılar odasının güneyinde bir tünel meydana
çıkarıldı. Tünel, tapınağa ve güneye anfitiyatro yönüne
uzanıyordu. Tünel (olayı bizzat gözlemledim) büyükçe
bir mermer blokla (2m x 1m) kapatıldı. Yeri bulmak
gayet basittir.
1970 yılından beri Aizanoi’de Alman Arkeoloji
Enstitüsü kazı çalışmalarını sürdürmektedir. Bu kazılarda
pek çok yapı ve eser ortaya çıkarılmıştır. Tapınağın
güneydoğu ucunda Dor sütunlu avlunun arkasındaki
Odeon’da yapılan kazıda Roma döneminde şehir meclisi
binasını ve buna bağlı eklentilerin de gün ışığına
20
çıkarıldığını da görüyoruz. Toplantı yerinin mermer
oturma sıraları bozulmadan durmaktadır.
Tapınağın batı yönünde açık hava müzesi
oluşturulmuştur. Burada kazılarda çıkarılan eserler
sergilenmektedir. Önemlileri kazı evinde
sergilenmektedir.
2.3.3. Heroon-Agora-Dor Sütunlu Avlu
II.yy.da Aizanoi’de önce Hereon denilen tapınağın
yapıldığı anlaşılıyor. Bilindiği gibi Zeus Tapınağı I.yy.ın
ikinci çeyreğinde yapılmaya başlanmıştır. Hereon’dan
kalıntı olarak temeller görülmektedir. Hereon, mermer
kaplı bir podyum üzerinde bulunuyordu. Güneybatı
duvarı halen koruna gelmiş olup, kuzeybatıda podyumlu
tapınağa çıkan merdivenin izlerini taşımaktadır. Bu
yapının şehrin ileri gelenlerinden birinin mezar yapısı
olabileceği sanılmaktadır.
Tapınak çevresi; Agora, Hereon ve Dor Düzenli
sütunlu avlu gibi galerilerle çevrili bulunuyordu.
Agora, güneydoğuya doğru uzanıyordu. Düzgün bir
sıra takip eden sekiz adet kemerli yapılar halen ayaktadır.
Buranın tapınağın geniş surları temenos ile çevrili olan
sütunlu bir kemer altı ile meydana getirildiği
anlaşılmaktadır. Bu kemerlerin üst kısmının bahçeler,
kamelyalar ve heykellerle süslü olduğu söylenir. Bu
süsler tapınağın geniş avlusunun doğu yüzünü
kaplıyormuş. Bu kemerli tonozlu yapıların doğu ve
güney yönüne doğru Pazaryeri uzanıyormuş. Tonozlu
yapıların bitişiğinden güneye doğru gidildiğinde, kilise,
yahut zadegana ait binalar olması muhtemel mermerden
yapılmış bir bina enkazı görülmektedir. Bu bölümün
21
kutsal bir yer olması ile ancak papazların girebildiği
düşünülmektedir.
Pazaryeri’nin (Agora) tamamı bahçelerin ve evlerin
altında kaldığı için kazı bir uçta Penkalos ırmağı
yakınında dar bir alanda yapılmıştır. Önemli buluntular
geniş bir alanın kazılması ile meydana çıkacaktır.
2.3.4. Tapınak yapımında kullanılan mermerler
nereden getirildi?
Aizanoi’de tapınak’ta kullanılan yekpare 8,82 m
boyundaki sütunlar ve büyük blok mermer taşların
Altıntaş’tan, diğerlerinin Göynükören Çeşmesi yanındaki
taş ocağından getirilmiş olduğu anlaşılıyor. Çeşme
yanındaki taş ocağında işlenmesi yarım kalmış taşlara
rastlanması, delil olarak görülebilir.
2.4. Hamam ve Gymnazyum
Tapınak ve Stadyum-Tiyatro arasında hamam ve
Gymnazyum vardır.
Gymnazyum’un merkezini 55x110 m
büyüklüğünde iç avlu palestra teşkil eder. Palestra’nın
etrafında dershaneler vardır. Buranın II.yy.ın ikinci
yarısında inşa edildiği sanılıyor. Hamamın istinat
duvarları büyük blok taştandır. Bunlar küçük taşlardan
örülmüş dar duvarlarla birbirine bağlanmıştır. Burada
spor yapan öğrenciler ve halk yıkanıyordu. Hamam
1978-1982 tarihleri arasında yapılan kazılarda meydana
çıkarılmıştır. Bu hamamın planı, Roma İmparator
hamamlarının simetrik planının aynıdır. Hamamın bir
tarafının kadınlara, diğer tarafının erkeklere ait olduğu
tahmin edilmektedir. Hamamın iç kısmındaki bölümler,
22
bilindiği gibi şu sırayı takip eder: Yüzme havuzu,
Natation, Soğuk havuz Frigidarium, Ilık havuz
Tepidarium ve Sıcak havuz Calidarium.
Bu havuzların iki tarafında geniş koridorlar
Bazilika, soyunma odaları Apodyterium ve diğer
ısıtılabilir odalar yer alır.
Resim 12. Hamam ve Gymnazyum
Isıtma tesisleri güneybatıdadır. Bunun nedeninin
her öğleden sonra güneş ışınlarının büyük
pencerelerinden hamamın içine girmesini sağlamak
olduğu düşünülebilir.
Romalı ünlü mimar Vitrius tanınmış kitabında bu
düzeni önermektedir. “Çünkü sıcak odalar kış
akşamlarında ışık almalıdırlar.” Hamamın içi çok zengin
bir biçimde döşenmişti. Yerler ve duvarlar mermer
kaplıydı. Duvarların üstü ve tavan mozaiklerle
23
süslenmişti. Her iki koridorun yuvarlak nişlerinde
heykeller bulunuyordu. Güneyde Sağlık Tanrıçası
Hygeia’nın heykeli bulunuyordu. (Bu heykel, kazılarda
bulunmuş olup, halen Kütahya Hava Tugayı’ndaki
Anadolu Kültür Sanat Arkeoloji Özel Müzesi’ndedir.
Kuzey tarafta ise büyük bir ihtimalle babası Sağlık
Tanrısı Asklepios’un heykeli vardı.
Hamamın kuzeydoğu yönünde spor çalışmalarının
yapıldığı, kare şeklinde büyük bir avlu Palestra yer
almaktadır. Palestra’nın kuzeyindeki alanda bulunan
büyük taş bloklar, burada içi yuvarlak, dışı çokgen
biçimli, anıtsal bir mezar yapısının yer almış
olabileceğini göstermektedir.
24
Resim 13. Sağlık Tanrıçası Hygeia’nın heykeli
Bu heykel, Hava Tugayı’nda yer alan Anadolu
Kültür Sanat Arkeoloji Müzesi’ndedir.
25
2.5. Stadyum ve Tiyatro
Tapınağın, hamamın kuzey istikametinde Stadyum
ve Tiyatro bulunmaktadır. Gymnazyum’dan bir yol
doğrudan doğruya Stadyum’un önüne götürüyordu.
Stadyum ve Tiyatro birbirine bağlıdır. Dünyanın hiçbir
yerinde, Roma kalıntılarında Aizanoi’de olduğu gibi
Stadyum-Tiyatro kombinasyonunun benzerine
rastlanmamıştır.
Resim 14. Yan yana inşa edilmiş Tiyatro ve Stadyum’un
havadan görünümü
26
Resim 15. Ön planda Stadyum ve arka planda Tiyatro
Resim 16. Atina Olimpiyatlarında derece alan ‘Aizanoi’li
sporcuların isimlerinin yer aldığı çelenkler
Tiyatro ile aynı doğrultuda olan Stadyum, 200 m
uzunluğunda, 50 m genişliğindedir. Yaklaşık 13.500
seyirci kapasiteli olduğu tahmin edilmektedir.
Stadyum’da 1982-1992 yılları arasında yapılan kazı ve
araştırmalara göre; buranın yapımına 160 yılı sonlarında
başlanıp, aralıklı sürelerle 3.yy.ın ortalarına doğru yapım
süreci geçirdiği sanılmaktadır.
Seyirciler, toprakla yükseltilmiş, çokgen biçimli,
ortaya doğru genişleyen sıralarda otururlardı. Bunların
arasında şeref misafirlerinin ve üst sınıfların oturduğu
27
localar yer almaktaydı. Stadyum’un Tiyatro’ya dayalı
cephesinde mermer kaplı duvar vardır.
Stadyum’un giriş kapısının güney yönünde olduğu,
bu bölümde yapılan kazı ve onarımlarda yeni bulunan
yazıtlardan anlaşılmıştır. Bu yazıtlar, düzenli bir şekilde
ana kapı girişinin üstüne yerleştirilmiştir. Bu yazıtlarda
Atina olimpiyatlarına katılmış sporcuların isimleri,
çelenk içine yazılmıştır. Bunun yanında köprünün
yanında bulunan yazıt, Tapınak duvarındaki yazıtlardan
tanıdığımız Aizanoi’nin saygın kişisi M. Apuleius
Eurykles’in bu kompleksin yapımında da katkısının
olduğu görülmektedir.
Stadyum’un batı yönünde bulunan kemerli yapı
kısmında, zadegana ait yerler, Prator’a ait localar görülür.
Localardan dokuz adedi belirlidir. Bunların her birinin
genişliği 2.60 m’dir. Locaların kemerler üzerinde olduğu,
bu sıra kemerleri diğer aynı adetteki karşı kemerlerden
ayıran 9.70 m. genişliğinde bir de sofa vardır. Buradan
setlere çıkılıyormuş. Bu kemerler yıkılmış ve toprak
altında kalmıştır. Bu kısımda sağlı sollu iki de köşk
bulunuyormuş. Köşk yerinden Tiyatro’ya kadar olan
mesafe 98 m.dir. Stadyum’un bütün diğer stadyumlarda
olduğu gibi at ve araba yarışlarında kullanılıyormuş. Bu
büyük stadyumun hiçbir zaman bitirilemediği
incelemelerden anlaşılmıştır. 2005 yılında Müze Müdürü
Metin Türktüzün tarafından stadyumun iç kısmında ve
kemerli kısımlarının önlerinde temizlik ve kazı çalışması
yapılmıştır. Batı kısmında Bizans döneminde kullanılan
dükkân yerleri tespit edilmiştir.
28
2.6. Tiyatro
Tiyatro’nun yapımı için Stadyum’un kuzey ucunda
tabii bir yamaç seçilmiştir. Burası tıraşlanarak oturma
yerleri yapılmıştır. Yarım daire şeklinde olan oturma
yerleri, yüksek yamaçtan bütün tiyatro ve sahne gayet
rahat seyrediliyor.
Tahminlere göre Tiyatro 15.000 kişi seyirci
kapasitelidir. Yarım daire şeklindeki sahnenin (Orkestra)
çapı 56 m.dir. Sahne duvarı önceleri iki katlıyken sonra
bir kat daha ilave edilmiş olup sütunlarla süsleniyordu.
Orkestraya açılan üç kapı seçiliyor. Ortadaki bir tanesi
orijinal durumunu korumaktadır. Ortadaki iki anıtsal
sütunla çevrilmiştir. Sahnenin saçak üstlerinin, av
sahnelerini tasvir eden çok güzel frizlerle bezenmiş
olduğunu görüyoruz. Sahnenin doğu yönündeki bölümde
de üç adet kapı vardır. Bu bölümün, şehrin ileri
gelenlerinin Tiyatro’ya girdiği yer olarak
tanımlanmaktadır. Sahnenin doğu ve batısına uzanan
mermer blok taşlardan yapılmış duvarlar uzanmaktadır.
Duvarlarda pencereler de mevcuttur. Sanatkârlara
mahsus odaların üzerinin tahta çatı ile kapatıldığı
anlaşılıyor. Oda bölmeleri hala mevcuttur. Tiyatro
sahasından dışarıya bir taş götürülmediği için, bu kısmın
restorasyonunu yapmak daha kolay olmalıdır.
2005 yılında Tiyatroda Müze Müdürü Metin
Türktüzün tarafından yapılan kazıda tiyatronun beş girişi
belirlenerek açılmış, oturma basamaklarında ve fuaye
bölümlerinde temizlik çalışması yapılmıştır.
29
Resim 17. Tiyatro’nun içten görünümü
Resim 18. Stadyum’da sporcu giriş bölümü
30
2.7. Borsa (Macellum)
Penkalos (Kocaçay) ırmağının kenarında, 2.
Köprü’nün güney ucuna 50 m. kadar mesafede yuvarlak
bir yapı vardır. Bu yapının üzerinde cami bulunuyordu.
Kenarı tahıl ve hayvan pazarıydı. 1970 yılı depreminde
cami ve minaresi yıkıldı. Yıkıntıdan sonra 1971 yılında
Prof. Dr. R. Naumann yönetiminde yapılan kazılar
sonucunda antik devre ait yuvarlak bir yapının
buluntuları çıkıyor. Yuvarlak yapı, antik devirdeki at ve
gıda maddelerinin satıldığı pazaryerinin ortasında yer
alıyordu. Yapının dört köşe taşlardan (ortostat) yapılmış
bir kaidesi ve iki merdiveni olduğu, binanın yukarıya
doğru nasıl devam ettiğini sadece karşılaştırabileceğimiz
diğer yapılardan çözümleyebiliriz. Burası ya düz
parmaklıklı veya kapalı yuvarlak bir belediye binası, ya
da etrafı süslü bir yapı olabilir. Yuvarlak yapı II. yy.ın
ikinci yarısında kullanılmış olabilir. Yapının kaidesinde
İmparator Diocletian’ın fiyat kararnamesi yazılmıştır.
301 yılında bu kararname ile İmparator fiyatların ve
ücretlerin en yüksek kademesini tespit edip, paranın
değerinin düşmesini önlemek istemiştir (Demek ki ilk
borsa Aizanoi’de kurulmuş ve enflasyonla mücadele o
zamandan başlamış). Yuvarlak binanın dikdörtgen
taşlarının üzerinde satılan emtianın fiyat listesi
bulunmaktadır. Örneğin; yarım kg gümüşün kaç dinar
(Denarius-para birimi), güçlü bir kölenin iki eşeğin
ücretine yani 30.000 dinara, bir at ise 3 köle ücretine eşit
tutulmaktadır.
31
Resim 19. Borsa (Macellum)
2.8. Sütunlu Cadde ve Dükkânlar
Borsa (yuvarlak yapı) binasının güney bitişiğinde
sütunlu bölümün olduğu yerde, 1970 depreminde yıkılan
ilkokul binası bulunuyordu. Bunun enkazının
temizlenmesi sırasında bir takım anıtsal taşlara
rastlanmıştır. Bu bölümün kazısı Alman Arkeoloji
Enstitüsü adına K. Rheidt’in kazı başkanlığında 1992-
1995 yılları arasında yapıldı. Kazıda etrafı sütunlarla
donatılmış, ortada mermer kaplı yol, yan kesimlerde
dükkânlar olan 450 m uzunluğunda bir yol ortaya
çıkarılmıştır.
32
Resim 20. Sütunlu cadde
Resim 21. Sütunlu Cadde’nin tabanında bulunan
Artemis’in sembolü geyik kabartması.
33
Resim 22. Sütunlu caddeden gravür görünüm
Yolun güney ucunu oluşturan kapı binasının enkazı
burada görülmektedir. Bu taraftan Tapınak tarafına
Penkalos (Koca Çay)’dan bir ahşap köprü ile geçişin
olduğu sanılıyor. Anıtsal kapı ve yolun yönü bu izlenimi
vermektedir. Sütunlu cadde 2. Köprü’den Tapınağa ve
Bedir Deresi denilen yerdeki Meter Steunene (Kybele)
kutsal alanına kadar giden törensel yolun da bir
bölümüymüş.
Sütunlu caddenin özel mülk olan bahçeler içine
devam eden bölümünde, kazı yapılmamıştır.
Bu kazılarda ortaya çıkarılan sütunlar ve diğer
buluntular Klaus Rheidt ve ekibince restore edilerek
34
yerine konmuştur. Bu bölümde yapılan kazılarda elde
edilen buluntular, daha önceleri terk edilen binalardan ve
yapılardan getirilerek kullanıldığı sonucuna da
varılmıştır. Kuzeydoğu galerisinin sütunları önünde
bulunan bir yazıt kaidesinde soylu kadın Markia Tateis
için onur yazıtı, flüt çalan panter postlu, çıplak bir
Satyr’in mermerden heykelinin parçaları birleştirilerek
eski haline getirilmiştir. Onarılan heykel şimdi Kütahya
Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.
Resim 23. Satyr heykeli ve Markia Tateis onur yazıtlı
kaidesi
35
Sütunlu caddenin yapımı sırasında önceki yıllarda
yıkılan Artemis Tapınağı’nın, parçalarının kullanıldığı
uzmanlarca ifade edilmektedir. Sütun başlıkları
üzerindeki aynı binaya ait arşitravlarda Tanrıça
Artemis’in ve tapınağı armağan eden Asklepiades’in
adından söz eden yazıt vardır. Yapımı için Artemis
Tapınağı yok edilen görkemli sütunlu caddenin VI. yy.
ortalarına kadar ayakta kaldığı ve depremler sonucu
yıkıldığı sanılmaktadır.
Sütunlu yolun etrafındaki dükkânların sadece temel
ve oda bölmeleri ortaya çıkarılmıştır.
Resim 24. Sütunlu caddenin yapımından önce yıkılan
Artemis Tapınağı’nın rekonstrüksiyon çizimi (MÖ I.yy)
36
2.9. Hamam (Kıran Meydanı)
Dördüncü köprünün kuzeydoğusunda halkın
“Kıran” diye adlandırdığı meydanda bir hamam
bulunmuştur.
Kazılar 1980-1984 yılları arasında Prof. Dr. Rudolf
Naumann ve ekibince yapılmıştır. Yapılan kazıda büyük
bir Roma yapısının temellerine rastlanmıştır. Büyük kireç
taşı bloklarından oluşan binanın varlığı ortaya çıkmış ve
buranın büyük bir hamam olarak kullanıldığı
anlaşılmıştır. Kazıların devamında bu binanın içine
büyük bir hamam inşa edildiği görülmüştür. Bu hamama
ait bir yüzme havuzu (Natation), üç adet ısıtılan oda ve
mozaiklerle süslü soyunma ve giyinme odasına
rastlanmıştır. Mozaikle süslü yerin ortasında bir çıplak
kadın figürünü (Menad) yakalamaya çalışan çıplak bir
erkek (Satyr) dikkat çeker.
Bu figürlerin etrafında mozaiklerden yapılmış
çeşitli süsler yer alıyor. Ortadaki motifin etrafına beyaz
dörtkenar ve siyah üçgenlerden oluşan geometrik süsler
çevirmektedir.
Mozaiklerin III. yüzyılın ortalarında yapılmış
olduğu sanılıyor. Mozaikler koruma altındadır. Fakat;
ısıtılan odalarda ortaya çıkarılan, odaları ısıtan blok kare
(35x35) tuğlalardan yapılmış olan ısıtma bacaları
korunamadığı için, yağmur, kar, don ve güneş etkisiyle
erimişlerdir. Bunların korunması gerekirdi.
37
Resim 25. Soyunma ve giyinme odasının tabanındaki
mozaik Menad ve Satyr
Bu yapının hamam olarak işlev gördüğü ve IV.
yüzyıldan sonra yeniden düzenleme yapılarak Aizanoi’un
erken Hristiyan toplumunun yöneticiliğine atanan
Piskoposluk merkezi görevini yapmıştır.
2.10. Meter Steunene Kutsal Alanı
Ana Tanrıça Kybele, Anadolu’da yeniden doğuşun,
ölümsüzlüğün, bereketin ve tabiatın anası olarak kabul
edilir.
Frigler zamanında kutsal yer olarak kullanılan
Anadolu’nun ana tanrıçası Meter Steunene (Kybele-
Nana) ait kült yeri olan kaya içine oyulmuş mağara
depremler nedeniyle çökmüş durumdadır. 1971
38
depreminden önce içine girmek mümkündü, depremle
birlikte tamamen kapandı.
1926-1928 yıllarında M. Schede ve arkadaşlarınca
burada yapılan kazılarda Helenistik Devre ait birçok
toprak işleri bulunmuş ve duvarlarda ahşap işlemelere
rastlanmıştır. Bu kült yerinin alt kısmında, derenin
kenarında bir bina temeli görmek mümkündür.
2.11. Kurban Yeri-Adaklar
Mağaranın üst tarafında, basamaklı bir kaya tahtı
görülür. Buranın üst kısmında yuvarlak, büyük, düzgün
blok taşlarla yapılmış kurban kesilen sunak yerlerine
rastlanır. Burada yeniden doğuşun, ölümsüzlüğün,
bereketin ve tabiatın anası Tanrıça Kybele için adaklar
sunulduğu sanılmaktadır.
2.12. Kızık Dağı’nda (Kocadağ) Bulunan Mağara
(Ayı İni)
Çavdarhisar ilçe merkezine 12 km mesafedeki
Kızık Köyü’nün güneyindeki Kocadağ’ın eteğindeki
mağara ve yapı kalıntıları, 1926-1928 yıllarında araştırma
yapan M. Schede ve arkadaşlarınca keşfedilmiştir.
M. Schede ve arkadaşlarını at arabası ile bu yere
götürenin bana anlattığı çok önemli. Mağaranın taşlarla
kapanmış olan bir yerini açarak içeri girmişler. Kapı
dedikleri yeri geçince bir sofa, başka bir kapı, 1 m kadar
inişten sonra geniş bir sahanlık ve yanlarda 3 adet daha
kapıya rastlanmış. Orta kapıdan 6-7 m ileriye doğru
yolun gittiğini, daha fazla ileriye gitmeden döndüklerini
ifade etti.
39
Bu dağdan Aizanoi’ye su getirildiği anlaşılıyor.
Suyolunun blok kireç taşından temel taşlarını görmek
mümkündür (Sırataş Mevkiinde). Suyun akıtıldığı
mermer arklar da görülmektedir.
2.13. Nuh Kuyusu
Hamamın 100 m kadar doğusunda bir kuyu vardır.
İki asırdan fazla zamandan beri yerleşik halk bu kuyunun
suyunu kullanılagelmiştir. Ne zaman, kimlerin inşa ettiği
bilinmemektedir.
Kuyu 10 m kadar bir derinlikte olup, duvarları
parça mermer taşlarla örülmüştür. Bir sütun başlığı
delinerek kuyunun üstüne konulmuştur.
2.14. Göl Çayır
Tapınağın güneybatısında Yamankaya, Karabuluk
Değirmeni, Pankalas ırmağına kadar uzanan saha Aizanoi
şehrinin yerleşim alanının bir kısmını teşkil ediyormuş.
Bu kısımlarda yapı temellerine, mezarlara rastlanır.
Buranın Gölçayır denmesi, zamanla derelerin ve
suların kabarması, yağışların artması, şehri yok etmesi
arazinin çukurlaşarak sularla dolması, etrafının çayırlık
olmasından gelmektedir.
2.15. Maltepe
Maltepe denilen yer, Şifa Yurdu ve Tiyatro’nun
batı kısmında bir tepedir. Tepe üzerinde bina temelleri
halen görülmektedir. Burada kazı yapılmamıştır.
Büyükçe bir sarayın olduğu tahmin ediliyor. Halk
40
buralarda yüzük taşı ve kıymeti yüksek eşya bulduğu için
Maltepe adını vermiş olsa gerek.
2.16. Nekropoller (Kent Mezarlıkları)
Aizanoi şehrinin büyüklüğü Nekropollerin geniş bir
alan kaplamasından anlaşılmaktadır. Mezarların bir kısmı
Tiyatro’nun doğu ve batı yönüne bir yay çizerek uzanır.
Bu uzantı 1,5 km kadardır. Bu bölümlerde kazı ve
araştırma yapılmamıştır.
Tiyatro’nun bitişiğinde kuzeybatısında bir girinti
mevcuttur. Burada çok önemli bir kişinin mezarının
bulunduğu muhtemeldir. Mezarlar iki bölümde
görülüyor; Tapınağın güneyinde ve kuzeyinde.
2.17. Mezar Taşları
Aizanoi’de mezar çeşitleri değişik şekillerde
görülmektedir. Bir kısmı lahit olarak, bir kısmı ateş
tuğlasından yapılmış mezarlardır. Mezarlarda kıymetli
eşyalar olduğu gibi, gözyaşı vazoları, cam eşyalar
bulunabiliyor.
Resim 26. Açık alanda sergilenen mezar taşları
41
Mezar taşları önemlidir. Kapı şeklindeki mezar
taşları, ölünün öbür dünyaya geçişi ve cennete gideceğini
sembolize eder. Birçok mezar taşında kimin mezarı
olduğu, yahut kimin vakfettiği yazılmıştır.
Erkek mezar taşlarında; boğa, aslan, kartal, üzüm
salkımı, kadınlarınkinde ise; yün, ayna, tarak, sepet gibi
figürler bulunur. Bu mezarların en önemlisi Greklerle
Amazonların savaşını betimleyen lahittir. Lahdin
üzerinde Grekçe KΛ.CEBHPINOY-BEPENIKHC
yazıtları vardır. Lahdin yönetici ve eşi için yapıldığını
gösteriyor. II.yy.a ait olduğu sanılıyor.
Resim 27. Greklerle Amazonların savaşını betimleyen
lahit
42
Resim 28. Greklerle Amazonların savaşını betimleyen
lahdin yandan görünümü
Lahit, 1990 yılında Meter Steunene Kutsal
Alan’ına giden Kutsal Yolda bulundu. Halen Kütahya
Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.
Kütahya Müze Müdürü Arkeolog Metin
Türktüzün’ün başkanlığında yapılan kazıda bulunan bu
Lahdin yan ve ön kısımlardaki figürleri Metin
Türktüzün’ün tanımı ile ifade edersek:
“Uzun yüz: Sütunun yanında cepheden, ayakta
uzun giysili, miğferli, kalkan ve belinde kılıcı ile bir
kadın savaşçı vardır. Kolları omzundan küt bir şekilde
tasvir edilmiştir. Bu kadın Savaş Tanrıçası Athena
olabilir. Önünde sol dizi üzerine yere çökmüş, elleri
43
arkadan bağlı bir Amazon durmaktadır. Sahnenin
devamında ayakta bir Grek askeri, sağa doğru irkilmiş,
başı boynundan kırık savaş giysili, sol elinde kalkanı ile
yandan gelen atlı Amazon’a karşı koymaya
çalışmaktadır. Amazon ise bu Grekli askere elindeki
Labiris adlı baltayla saldırmaktadır. Sol elinde dışı
işlemeli kalkan vardır. Bu kadın savaşçının arkasından
yine atın üzerinde bir kadın savaşçı gelmekte, sol eliyle
kalkanını ileri uzatmış, sağ elinde atmak üzerine
hazırladığı mızrağını tutmaktadır. Atının ayakları altında
yerde bir başka Amazon yatmaktadır. Sahnede daha
sonra bir başka Grek savaşçı gelmekte, bu savaşçı da
ayakta olup, sol eli ileride ve kalkanı ile karşısındaki atlı
Amazonla mücadele etmektedir. Karşısındaki
Amazon’un sağ elinde bir balta (Labiris), sol elinde
işlemeli kalkanı vardır. Pelerini havada uçuşmaktadır.
Sahnede daha sonra atı diğer Amazon’a ters dönmüş
başka bir Amazon vardır. Bu uzun kenar sütunla
sınırlanmıştır.
Dar yüz: Kapının sağında ve solundaki iki sütun
yanında kaide üstünde birer çıplak haber tanrısı Eros
durmaktadır. Kanatlı Erosların gözleri kapalı, uyur yahut
dinlenir vaziyettedir. Saçları omuzlara kadar inmiş,
tepede topuz yapılmış haldedir. Sağ elleri sol omza
atılmış, sol ayak sağ ayak üzerindedir. Sol yanlardaki
meşaleye dayanmışlar, meşale altında ise başı üzerine
dikilmiş birer yunus balığı durmaktadır.”
44
2.18. Demirtepe
Çavdarhisar’dan Hacıkebir’e giden yolda Penkalas
ırmağının doğusunda küçük bir tepeciktir. Tepenin dolgu
olması muhtemeldir. Bu tepeciğin üzerinde ve eteğinde
tarlanın işlenmesi esnasında mezar taşları bulunmuştur.
Bu yer bir nekropoldür.
1932 yılında Çavdarhisar’ı Emet’e bağlayan yolun
yapımında eski Jandarma Karakol Binası’na 150 m
mesafede hendeğin tesviyesi esnasında bir kurşun
tabakasına rastlanmış, onun yanı başında 25-30 cm kadar
mesafede ağzı kapaklı bir bakır boru ve aynı uzunlukta
yaprak altın ve bir tane gözyaşı şişesi bulunmuştur.
Daha sonra devam edilen kazıda 2 toprak şişe, 2 m
uzunlukta kurşun tabut, tabutun içinde insan iskeletinin
yalnız ayak kemikleri bulunmuştur. Tabutun altında
tuğladan yapılmış bir fırın içinde meşe kömürleri
görülmüştür. Burasının bir kuyumcu izabe fırını olduğu
anlaşılıyor. Aynı yerde iki kadın, bir erkek altın
yüzüğüne rastlanmıştır. M. Schede ve arkadaşları, 1926-
1928 yıllarında burayı arıyorlar fakat kazıyı 6-7 m geride
yaptıkları için bulamıyorlar.
2.19. Paralar ve Yüzük Taşları
Aizanoi’nin antik dönem’de saygın bir yer işgal
ettiği biliniyor. Şehir devleti olarak sikke basmıştır. Özel
paranın bir yüzünde bir elinde balta ve diğer elinde kartal
bulunan ve Jupiter’in başının bulunduğu yüzde de
“AIZANITON” kelimesinin bulunduğu görülür. Yüzük
taşlarında çeşitli hayvan ve insan figürlerine rastlanır.
45
Resim 29. Aizanoi’ye ait özel paralar
46
3. AÇIK HAVA SERGİ ALANI
1971 yılından beri yapılan kazılarda bulunan taş
eserlerin bir kısmı tapınak yakınında, diğer kısmı kazı evi
bahçesinde sergilenmektedir. Kazılardan gelen bir kısım
eserler ise Kütahya Arkeoloji Müzesi’nde
sergilenmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığınca
Örenyeri’nde bir müze yapılarak dağınık yerlerde olan
eserlerin burada toplanması yararlı olacaktır.
Resim 30. Açık Hava Sergi Alanı (1)
47
Resim 31. Açık Hava Sergi Alanı (2)
Resim 32. Açık Hava Sergi Alanı (3)
48
49
EKLER
Ek 1: Prof. R. Naumann’ın Çizimlerinden Sekizi
Çavdarhisar’da Romalı şehir binaları
50
Zeus Tapınağı ve Agora önünde
51
Zeus Tapınağı
52
Zeus Tapınağı kuzeybatı tarafı evvelki hali
53
Zeus Tapınağı kesiti ve altındaki kemer
54
Zeus Tapınağı merdiven ve kemeri
55
Meydan Kıran’da bulunan bina, üç mütenasip
Saray-Hamam-Kilise
56
Meydan Kıran mozaik salon E. Hamamı zemini
57
Ek 2. Corinna Rohn Tarafından Çizimi Yapılan
Anfitiyatro’nun II. Yüzyıl Görünümü
58
Ek 3: Aizanoi’ye ait Fotoğraflar
Çavdarhisar ilçesinde yapılan festival
Zeus Tapınağı (M.S. I. yy.)
59
Zeus Tapınağı cepheden görünüm (M.S. I. yy.)
Zeus Tapınağı Hadrian dönemi yazıtları
60
Zeus Tapınağı’nın kuzeyden görünümü ve önündeki
Medusa başı
61
Romalı Köprüsü (MS.II.yy) Penkalas (Kocaçay) nehri
üstünde
62
Romalı Köprüsü (MS.II.yy)
1923-1930 yıllarının Kütahya Valisi Fevzi Toker
Çavdarhisar Kazısını ziyaret ederken
63
Borsa yapısı (MS IV.yy)
64
Sütunlu Cadde
65
Stadyumda yapılan kazılar (2005)
Zeus Tapınağı yanında yapılan kazılar (2008)
66
Amazonlar Lahdi (MS II.yy.)
67
Tiyatro içten görünüm
Tiyatro giriş kapısı
68
Tiyatro sahne binası ve oturma basamakları
69
Tiyatro’nun farklı zamanlardaki içten görünümü
70
Farklı açılardan Stadyum giriş kapıları
71
Stadyum girişleri kazısı (2005)
72
Stadyum girişlerindeki yazıt ve madalyonlar
Antik Bent (Kocaçay üzerinde)
73
KAYNAKÇA
Aizanoi Rehberi, Kültür Bakanlığı (Anıtlar ve Müzeler
Genel Md., Kütahya Valiliği, Çavdarhisar
Kaymakamlığı, Alman Arkeoloji Enstitüsü ve
Kütahya Müzesi Müdürlüğünün katkılarıyla),
Dönmez Ofset Müze Eserleri Turistik Yayınları,
Ankara, (1998), (Türkçe, Almanca ve İngilizce
olarak basılmıştır).
Naumann, R., Belediye Başkanı Mustafa Ertaş’a
gönderdiği el yazısı notlar, (1992).
Rheidt, K., Belediye Başkanı Mustafa Ertaş’a sözlü
olarak yaptığı açıklama ve bilgiler, (1990-1999).
Schede, M., Çavdarhisar, Kültür Bakanlığı, (1928).
Texier, C., Desscrition de 1’Asie Minure, Vol. I, (1839).
Türktüzün, M., “Çavdarhisar (Aizanoi) Roma Devri
Nekropolü Kurtarma Kazısı”, II. Müze Kurtarma
Kazıları Semineri, 29-30 Nisan 1991, Ankara,
s.81-94.
Türktüzün, M., “Çavdarhisar (Aizanoi) Roma Devri
Nekropolü Kurtarma Kazısı”, III. Müze Kurtarma
Kazıları Semineri, 27-30 Nisan 1992, EFES,
s.151-166.
Türktüzün, M., Archaologischer Anzeiger, (1993).
74
Mustafa ERTAŞ;
1929 yılında KütahyaÇavdarhisar’da
doğdu. İlköğrenimini
tamamladıktan sonra 1945 yılında
Balıkesir-Savaştepe Köy Enstitüsüne
kaydolarak 1949 yılında pekiyi derece
ile mezun oldu.
Kütahya köylerinde beş yıl öğretmenlikten sonra
Tavşanlı Öğretmenler Derneği’ni kurdu. 1962 yılında
Kütahya 19 Mayıs İlkokulu Müdürü olarak atandı.
Kütahya Öğretmenler Derneği Başkanlığı’nı beş yıl
yürüttü ve Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) Kurucu
üyesi, Kütahya Sendika Başkanlığı, Sendika Bölge
Sorumlusu görevlerinde bulundu. Bu süre içinde Kütahya
için bir ilk olan 60 ortaklı Yapı Kooperatifi kurdu.
1968 yılında İstanbul’a öğretmen olarak atandı.
İstanbul’da Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü’nü bitirdi.
Daha sonra İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’nde Daire
Müdürü ve Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı yaptı. 1976
yılında emekli oldu.
Borusan Holding A.Ş.’de İdare Amiri olarak 12 yıl
görev yaptı.
1989 yılında Kütahya-Çavdarhisar Belediye
Başkanlığı’na seçilerek iki dönem (1989-1999) Başkanlık
yaptı. 1990 yılında Çavdarhisar’ın ilçe olmasını sağladı.
Alt ve üstyapısı olmayan ilçenin imarını tamamladı: İlçe
kanalizasyonunu yaptırdı, stabilize olan ham yollarını
beton parke ile tamamladı.
75
Döneminde; DSİ’den ve Deprem İcra Kurulu’ndan
700.000 m2 arsa alınmıştır. Bu arsalarda İlçe Sanayi
Bölgesi ve imarlı konutlar inşa edilmiştir. İlçede ayrıca 2
adet İş Merkezi, 63 dükkân, 27 adet kaloriferli lojman,
Osmanlı hamamı, içme suyu ve isale hatları, Belediye’ye
ait Makine ve Araç Ekipmanları Parkı yapıldı.
Belediyeye ait Mezbaha, Misafirhane, Düğün Salonu,
yapılmış, ilk defa İtfaiye Birimi oluşturulmuştur. İlçe
stadyumuna seyirci tribünleri yapılmıştır. Cumhuriyetin
75. Yılı Parkı ve parkın içende Atlı Atatürk Heykeli
yaptırılmıştır.
Halkın isteğine rağmen 1999 Yerel seçimine
katılmayarak, kendisini Çavdarhisar’ı tanıtabilmek
amaçlı araştırmalara adadı.
76
77
78